Kahve ve Spor ve Fitness - Takviyeler Gerekli Mi?

teyyaredenkahve

Kahve Masası ✈️
Yönetici
Katılım
28 Nis 2017
Konum
İstanbul
Forum üyelerinin hobisi konusunda bir çok fitness ile ilgilenen gördüm. Bazı arkadaşlarımız bunu profesyonel seviyede yapıyorlar.

Fitness kahve ilişkisi ve takviyeler hakkında böyle bir konu olursa deneyimler paylaşılabilir. (Bugün whatsapp daki yazışmalardan esinlendim)


  • Kahve antrenman öncesi mi sonrası mı içilir?
  • Fitness antrenmanları için kreatinin şart mı?
  • Eklem sağlığı için takviye gerekir mi?
  • Güvenilir takviye ne demek? Alırken nelere dikkat etmek lazım?

Deneyimli arkadaşlarımızın yorumlarını merak ediyorum. Tabii burada yaş etkisi de vardır. Onu da belirtmek gerekebilir.

Son olarak bunlar tıbbi öneriler değil tabii ki. Tamamen kendi deneyimlerimiz ve profesyonel birikimlerimiz olacaktır.

Not: Ben de ona göre bir şeyler almayı düşünüyorum :D
 
Son düzenleme:

Otodidaktik

Aktif Demleyici
Katılım
24 Nis 2024
Böyle bir başlık görmek güzel. Yaklaşık 7 yıldır fitness ile ilgilenen birisi ve bu konuyu elden geldiğince okuyarak, araştırarak yapan birisi olarak düşüncelerimi aktararak ilk kurşunu atayım 😂
1- kahve içerisindeki kafein beyindeki adrenalin gibi enzimlerin bağlandığı noktalara bağlanabilen bir bileşik olduğu için insanlarda canlandırıcı, uyarıcı bir etki yapar. Zaten ‘preworkout’ gibi antrenman öncesi tüketmek için üretilen takviyeler de temelde bu etkiyi kullanmak için yüksek oranda kafein takviyesi yapar. Bu sebep ile antrenmandan önce kahve belli bir miktar vücutta canlandırıcı oluşturur. Ancak baştan uyarayım bizim gibi düzenli kafein tüketen insanlarda bu eşik çok yüksektir -düzenli alkol alan insanların diğer insanlara göre çok daha zor sarhoş olması gibi düşünülebilir- . Neticede antrenmandan önce için ama bu forumda bulunuyor ve bu mesajı okuyorsanız bir etkisi olmayacaktır.😂 Bir miktar plesebo etkisi olabilir😂
2- Kreatin kasların içerisinde bulunan potasyum depolarını doldurarak ATP (enerji) sentezinin mekanizmalarında görev alır. Kıllanılan kreatin yaklaşık 2-3 hafta içinde kaslardaki bu depoları doldurur. Yapılan araştırmalar tekrar sayılarında 1-2 artış sağlayabildiğini gösterir. Ancak burada unutulmaması gereken bu spordaki başarının 1-2 tekrar fazladan geçmediği, düzenli spor, beslenme ve uykunun bu tekrar artışlarından katlarca kez yüksek etkisi olduğudur. Modern dünya her şeyin bir fazlasını görünce istemsizce bizlerde bir arzu uyandırır - 100hp değil 120 hp araba, 2 kameralı değil 3 kameralı telefon gibi-. Burada ‘marjinal fayda hesabı yaparsak odaklanılması gereken asıl noktalara -düzenli egzersiz, beslenme ve uyku- odaklanılırsa çok daha büyük ilerleme olacaktır.
3- Eklem sağlığı konusu genellikle 3+ yıl spor geçmişinden sonra zihinde daha fazla yer etmelidir. Zira eklem ve kemik sistemlerimizin üst sınırlarına ilk bir kaç ayda yaklaşmamız olası olmayacaktır - örneğin dizlere bir yük bindirmek için +100 kg squat gibi bir değer ancak yeterli olacaktır-. Ayrıca eklem ve kas sistemini destekleyen temel besin maddeleri olan kolajen, kalsiyum, demir vs zaten bir sporcu beslenmesinde doğal olarak bulunan maddelerdir. Bu sebepten dolayı başlangıç için eklem sağlığının bir mesele olacağını düşünmüyorum (fıtık veya farklı postürel rahatsızlığı olanlar kesinlikle hekim kontrolünde tedbirler almalıdır. Benim de bir bileğimde yırtık var ve özel koruyucu bir bandaj kullanıyorum.)
4- Genel olarak takviye alırken FDA onayı aranan ilk şarttır. Amerika resmi otoritesi tarafından onaylanmış olduğunu gösterir. Bu sektördeki en büyük pazar olduğu için genellikle en üst düzeyi temsil eder. Burada tekrar altı çizilmesi gereken nokta ise spor denilen aktivitenin insan bedeninin normal fonksiyonlarının kullanılması olduğudur - itme, çekme, eğilme gibi-. Bunları yapmak için gereken her türlü fiziksel yeterliliğe sahipsiniz ve sağlıklı bir beslenme planı tüm sporcu ihtiyaçlarını karşılamaya yeterlidir. Takviyelerin neredeyse sporun önüne geçmesinin ana nedeni tamamen pazarlama ve reklamdır. Kilo vermek isteyen insana beslenme programı, düzenli kardiyo gibi asıl etmenlerden önce ‘l-carnitine al yağ yakar, arginine çok iyi gelir’ gibi şeyler söylenir. Bunlar en temel reklamcılık oyunlarıdır. Sizleri zor olandan -haftada 3 gün spor yapmak, düzenli beslenmek, kötü alışkanlıklardan uzak durmak- kurtarıp kolay olana - şu ürünü al zayıfla, bu tozu iç kas kazan- sevk etmek için mevcutturlar. Tamamı yanılsamadır. İnternette ya da yarışmalarda gördüğünüz kaslı adamların ya da fit vücutların hiçbirisi kreatin ya da protein tozu eseri değildir. Düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme ve iyi uyku dışında bir formül yoktur.
Dipnot: gaza geldim spora gidiyorum 😂
 

teyyaredenkahve

Kahve Masası ✈️
Yönetici
Katılım
28 Nis 2017
Konum
İstanbul
Böyle bir başlık görmek güzel. Yaklaşık 7 yıldır fitness ile ilgilenen birisi ve bu konuyu elden geldiğince okuyarak, araştırarak yapan birisi olarak düşüncelerimi aktararak ilk kurşunu atayım 😂
1- kahve içerisindeki kafein beyindeki adrenalin gibi enzimlerin bağlandığı noktalara bağlanabilen bir bileşik olduğu için insanlarda canlandırıcı, uyarıcı bir etki yapar. Zaten ‘preworkout’ gibi antrenman öncesi tüketmek için üretilen takviyeler de temelde bu etkiyi kullanmak için yüksek oranda kafein takviyesi yapar. Bu sebep ile antrenmandan önce kahve belli bir miktar vücutta canlandırıcı oluşturur. Ancak baştan uyarayım bizim gibi düzenli kafein tüketen insanlarda bu eşik çok yüksektir -düzenli alkol alan insanların diğer insanlara göre çok daha zor sarhoş olması gibi düşünülebilir- . Neticede antrenmandan önce için ama bu forumda bulunuyor ve bu mesajı okuyorsanız bir etkisi olmayacaktır.😂 Bir miktar plesebo etkisi olabilir😂
2- Kreatin kasların içerisinde bulunan potasyum depolarını doldurarak ATP (enerji) sentezinin mekanizmalarında görev alır. Kıllanılan kreatin yaklaşık 2-3 hafta içinde kaslardaki bu depoları doldurur. Yapılan araştırmalar tekrar sayılarında 1-2 artış sağlayabildiğini gösterir. Ancak burada unutulmaması gereken bu spordaki başarının 1-2 tekrar fazladan geçmediği, düzenli spor, beslenme ve uykunun bu tekrar artışlarından katlarca kez yüksek etkisi olduğudur. Modern dünya her şeyin bir fazlasını görünce istemsizce bizlerde bir arzu uyandırır - 100hp değil 120 hp araba, 2 kameralı değil 3 kameralı telefon gibi-. Burada ‘marjinal fayda hesabı yaparsak odaklanılması gereken asıl noktalara -düzenli egzersiz, beslenme ve uyku- odaklanılırsa çok daha büyük ilerleme olacaktır.
3- Eklem sağlığı konusu genellikle 3+ yıl spor geçmişinden sonra zihinde daha fazla yer etmelidir. Zira eklem ve kemik sistemlerimizin üst sınırlarına ilk bir kaç ayda yaklaşmamız olası olmayacaktır - örneğin dizlere bir yük bindirmek için +100 kg squat gibi bir değer ancak yeterli olacaktır-. Ayrıca eklem ve kas sistemini destekleyen temel besin maddeleri olan kolajen, kalsiyum, demir vs zaten bir sporcu beslenmesinde doğal olarak bulunan maddelerdir. Bu sebepten dolayı başlangıç için eklem sağlığının bir mesele olacağını düşünmüyorum (fıtık veya farklı postürel rahatsızlığı olanlar kesinlikle hekim kontrolünde tedbirler almalıdır. Benim de bir bileğimde yırtık var ve özel koruyucu bir bandaj kullanıyorum.)
4- Genel olarak takviye alırken FDA onayı aranan ilk şarttır. Amerika resmi otoritesi tarafından onaylanmış olduğunu gösterir. Bu sektördeki en büyük pazar olduğu için genellikle en üst düzeyi temsil eder. Burada tekrar altı çizilmesi gereken nokta ise spor denilen aktivitenin insan bedeninin normal fonksiyonlarının kullanılması olduğudur - itme, çekme, eğilme gibi-. Bunları yapmak için gereken her türlü fiziksel yeterliliğe sahipsiniz ve sağlıklı bir beslenme planı tüm sporcu ihtiyaçlarını karşılamaya yeterlidir. Takviyelerin neredeyse sporun önüne geçmesinin ana nedeni tamamen pazarlama ve reklamdır. Kilo vermek isteyen insana beslenme programı, düzenli kardiyo gibi asıl etmenlerden önce ‘l-carnitine al yağ yakar, arginine çok iyi gelir’ gibi şeyler söylenir. Bunlar en temel reklamcılık oyunlarıdır. Sizleri zor olandan -haftada 3 gün spor yapmak, düzenli beslenmek, kötü alışkanlıklardan uzak durmak- kurtarıp kolay olana - şu ürünü al zayıfla, bu tozu iç kas kazan- sevk etmek için mevcutturlar. Tamamı yanılsamadır. İnternette ya da yarışmalarda gördüğünüz kaslı adamların ya da fit vücutların hiçbirisi kreatin ya da protein tozu eseri değildir. Düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme ve iyi uyku dışında bir formül yoktur.
Dipnot: gaza geldim spora gidiyorum 😂
Çok teşekkürler hocam.

Güzel bir hatırlatma olmuş :D Benimde bir sürü sakatlığım oldu, uzun süreler ara vermek zorunda da kaldım. Hala da ufak tefek sıkıntılar var ama 4-5 aydır düzenli haftada 3 gitmeye çalışıyorum.

5kg kilo kaybım oldu (göbek gidiyordur umarım :D ) ama getirisi büyük. Eklemlere çok yük biniyor, biraz da kendimi zorluyorum ama beslenmeye dikkat ederek biraz forma girmeye çalışıyorum.

Yaş ilerledikçe biraz daha dikkat etmek gerekiyor. Biraz da bu yüzden konuyu açtım. Hem farkındalık olsun hem de gerçek deneyimler konuşsun.
 

cakmabarista

Profesyonel Demleyici
Katılım
8 Şub 2023
@Otodidaktik hocam güzel özetlemiş. Söylediklerine ek olarak ben de 13 yıllık bir antrenör gözüyle (her ne kadar uzmanlık alanım vücut geliştirme ve fitness olmasa da) bazı genel konular üzerine naçizane katkılar sunmak isterim.

Yeni tanıştığım insanlardan ilk aldığım soru genelde "bu göbek nasıl gidecek?" oluyor. Artık bu sorudan yıldığım için direkt olarak "ya yaz yiyeceksin, ya çok harcayacaksın" diyorum. 😄 Zaten mesele de bu ama işin içine "irade" girince uygulaması, söylendiği kadar kolay olmuyor. Bizim insanımız spor konusunda maalesef sabırsız ve istikrarsız. Hemen sonuca ulaşmak, yaza 3-5 ay kala plaj vücudu yapmak istiyor; yararlı veya yararsız bir sürü mucizevi sanılan takviyelerden kullanıyor ve durumun o kadar da kolay olmadığını görünce hemen yelkenleri suya indiriyor ve yaptığı işin devamını getiremiyor. Halbuki hiçbir takviye "yaşam boyu düzenli egzersiz" felsefesinden daha çok faydalı değildir. En değerlisi ve kıymetlisi budur. 50 yaşına geldiğinde bile az veya çok demeden egzersiz yapabiliyorsan kral/kraliçe sensin. 🙃 Bu anlamda, kaliteli bir yaşam için egzersize başlamayı düşünen dostlarıma önereceğim şeylerin başında gelen bu olur: Hedeflerini "yaza hazırlık" değil de sağlıklarının el verdiği müddetçe "yaşam boyu egzersiz" olarak belirlemeleri... Tabii ki antrenman planlamalarına giremiyorum çünkü genel geçer bilgiler net olsa da bu tamamen bireysel bir konu. Kişisel durumunuzdan, egzersize ayırabileceğiniz süreye kadar tamamen bireysel...

Sağlıklı insanlarda kullanımı güvenli ve etkili takviyelerden bahsedecek olursak çok kısa olarak şunları söyleyebilirim.

Protein tozu: Günlük protein ihtiyacını karşılayamıyorsanız, kullanabilirsiniz.
Kreatin: Üzümlü kekim... Ama maalesef bende bariz bir şekilde saç dökülmesi yaptı (fark edince hemen bıraktım ve kel değilim :D). "Kreatin saç döker" diye bilmsel bir çalışma olmasa da yapılan sayıca az o çalışamaların eski ve sınırlı olduğunu, bu konuda çok daha fazla araştırma yapılması gerektiğine inanıyorum. Yapmayanda da yapmıyor tabii ki. O şanslı insanlar kullanmaya devam etsinler, performanslarına +50 beygir güç katsınlar... 🥲
En etkili antrenman öncesi maddesi: Kafein. Tabii ki biz kahveserverlerin kafein toleransı ve günlük kafein miktarını göz önüne alarak kullanımını planlamak gerekiyor. Sonrasında beta-alanin ve sitrülin. Bunlar da yorgunluğu geciktirir diyelibiriz. Bu maddeler ile birlikte birçok madde içeren takviyeler görüyorum. Cart ekstresi, curt özü... Gerek yok. Uzun açlık veya antrenman sırasında acıkma riski varsa antrenman öncesi hızlı sindirilen karbonhidratlardan az miktarda tüketmek de fayda sağlayabilir.
Vitamin ve mineraller: Multivitaminler çoğu durumda gereksiz. Kullanacaksanız hem genel sağlık açısından da faydalı görülenler arasındakilerden birkaçını söyleyeyim. D3&K2 vitamini kendimde de en çok faydayı gördüğüm, faydasını saymakla bitiremeyeceğimiz hormon benzeri vitamin... Siz yine de kullanmadan önce doktorunuza danışın ve bir kan testi verin çünkü fazlası toksik etki yapabilir. Gerçi şişeyi kafanıza diklemiyorsanız o seviyeye ulaşmak da oldukça zor. Magnezyum (sitrat, glisinat ve malat kompleksi iyidir). Vücutta 300'den fazla enzimatik reaksiyonda görev alan kritik bir mineral... Özellikle sinir sistemi, kas kasılması ve enerji üretimi için temel görevleri üstlenir. Sakinleştirir, rahatlatır, uyku kalitesini arttırır, fazlası vücuttan atılır korkmayın, kullanın ve kullandırın. Bence şebeke sularımıza da bol miktarda katılmalı. 😆

Son olarak, özellikle yeni başlayan dostlarıma söylemek istiyorum ki lütfen takviyelerden önce tekniklerinize odaklanın. Doğru teknik, hem gelişim ve performans hem de sakatlıkları önleme için çok ama çok önemli. Doğru bildiğini sandığınız, aslında iyi yaptığını düşündüğünüz tekniklerde büyük yanlışlar olabilir. Fitness günlerimde salonlarda bolca hatalı tekniklere rastlıyorum ve sonra neden gelişmediğini sorgulayan insanlar görürnce üzülüyorum. Lütfen bu konuda kendinizi geliştirin veya alanında uzman bir antrenörden destek alın.
 

mishkacoffee

Yeni Kahvesever
Katılım
2 Şub 2023
@Otodidaktik hocam güzel özetlemiş. Söylediklerine ek olarak ben de 13 yıllık bir antrenör gözüyle (her ne kadar uzmanlık alanım vücut geliştirme ve fitness olmasa da) bazı genel konular üzerine naçizane katkılar sunmak isterim.

Yeni tanıştığım insanlardan ilk aldığım soru genelde "bu göbek nasıl gidecek?" oluyor. Artık bu sorudan yıldığım için direkt olarak "ya yaz yiyeceksin, ya çok harcayacaksın" diyorum. 😄 Zaten mesele de bu ama işin içine "irade" girince uygulaması, söylendiği kadar kolay olmuyor. Bizim insanımız spor konusunda maalesef sabırsız ve istikrarsız. Hemen sonuca ulaşmak, yaza 3-5 ay kala plaj vücudu yapmak istiyor; yararlı veya yararsız bir sürü mucizevi sanılan takviyelerden kullanıyor ve durumun o kadar da kolay olmadığını görünce hemen yelkenleri suya indiriyor ve yaptığı işin devamını getiremiyor. Halbuki hiçbir takviye "yaşam boyu düzenli egzersiz" felsefesinden daha çok faydalı değildir. En değerlisi ve kıymetlisi budur. 50 yaşına geldiğinde bile az veya çok demeden egzersiz yapabiliyorsan kral/kraliçe sensin. 🙃 Bu anlamda, kaliteli bir yaşam için egzersize başlamayı düşünen dostlarıma önereceğim şeylerin başında gelen bu olur: Hedeflerini "yaza hazırlık" değil de sağlıklarının el verdiği müddetçe "yaşam boyu egzersiz" olarak belirlemeleri... Tabii ki antrenman planlamalarına giremiyorum çünkü genel geçer bilgiler net olsa da bu tamamen bireysel bir konu. Kişisel durumunuzdan, egzersize ayırabileceğiniz süreye kadar tamamen bireysel...

Sağlıklı insanlarda kullanımı güvenli ve etkili takviyelerden bahsedecek olursak çok kısa olarak şunları söyleyebilirim.

Protein tozu: Günlük protein ihtiyacını karşılayamıyorsanız, kullanabilirsiniz.
Kreatin: Üzümlü kekim... Ama maalesef bende bariz bir şekilde saç dökülmesi yaptı (fark edince hemen bıraktım ve kel değilim :D). "Kreatin saç döker" diye bilmsel bir çalışma olmasa da yapılan sayıca az o çalışamaların eski ve sınırlı olduğunu, bu konuda çok daha fazla araştırma yapılması gerektiğine inanıyorum. Yapmayanda da yapmıyor tabii ki. O şanslı insanlar kullanmaya devam etsinler, performanslarına +50 beygir güç katsınlar... 🥲
En etkili antrenman öncesi maddesi: Kafein. Tabii ki biz kahveserverlerin kafein toleransı ve günlük kafein miktarını göz önüne alarak kullanımını planlamak gerekiyor. Sonrasında beta-alanin ve sitrülin. Bunlar da yorgunluğu geciktirir diyelibiriz. Bu maddeler ile birlikte birçok madde içeren takviyeler görüyorum. Cart ekstresi, curt özü... Gerek yok. Uzun açlık veya antrenman sırasında acıkma riski varsa antrenman öncesi hızlı sindirilen karbonhidratlardan az miktarda tüketmek de fayda sağlayabilir.
Vitamin ve mineraller: Multivitaminler çoğu durumda gereksiz. Kullanacaksanız hem genel sağlık açısından da faydalı görülenler arasındakilerden birkaçını söyleyeyim. D3&K2 vitamini kendimde de en çok faydayı gördüğüm, faydasını saymakla bitiremeyeceğimiz hormon benzeri vitamin... Siz yine de kullanmadan önce doktorunuza danışın ve bir kan testi verin çünkü fazlası toksik etki yapabilir. Gerçi şişeyi kafanıza diklemiyorsanız o seviyeye ulaşmak da oldukça zor. Magnezyum (sitrat, glisinat ve malat kompleksi iyidir). Vücutta 300'den fazla enzimatik reaksiyonda görev alan kritik bir mineral... Özellikle sinir sistemi, kas kasılması ve enerji üretimi için temel görevleri üstlenir. Sakinleştirir, rahatlatır, uyku kalitesini arttırır, fazlası vücuttan atılır korkmayın, kullanın ve kullandırın. Bence şebeke sularımıza da bol miktarda katılmalı. 😆

Son olarak, özellikle yeni başlayan dostlarıma söylemek istiyorum ki lütfen takviyelerden önce tekniklerinize odaklanın. Doğru teknik, hem gelişim ve performans hem de sakatlıkları önleme için çok ama çok önemli. Doğru bildiğini sandığınız, aslında iyi yaptığını düşündüğünüz tekniklerde büyük yanlışlar olabilir. Fitness günlerimde salonlarda bolca hatalı tekniklere rastlıyorum ve sonra neden gelişmediğini sorgulayan insanlar görürnce üzülüyorum. Lütfen bu konuda kendinizi geliştirin veya alanında uzman bir antrenörden destek alın.
Tümüne katılıyorum. Ben de uzun süredir fonksiyonel antrenman yapıp, koşuyorum. Takviyelerden önce düzenli doğru antrenman ve yaptığınız spora göre protein ve karbonhidrat dengesine dikkat ederek beslenme bu işin %99'u diyebilirim. Kafein (bunu destekleyen araştırmalar da var) en iyi antrenman öncesi içeceklerden biri, bununla birlikte kafeinin yüksek miktarda alınması halinde bir kaç saat sonraki enerji düşüş etkisine de özellikle yarışlarda dikkat etmek gerekiyor. Antrenman öncesi bir kahve gayet yeterli bana göre, kafein içerikli enerji jellerinde paket üzerini iyi okumak önemli.
 

thgngr

Yeni Demleyici
Katılım
6 Kas 2022
Konum
Ankara
Selamlar, taze bir diyetisyen olarak bu başlığı görmekten çok memnun oldum. Hobici dostların, her alanda olduğu gibi spor ve beslenme konusunda da bu kadar bilgi sahibi olmalarına hiç şaşırmıyorum ve bu durum hoşuma gidiyor. Tüm bu değerli bilgilere ek olarak, aldığım sporcu beslenmesi eğitimine istinaden ufak bir not düşmek isterim: Dediğimiz gibi supplementler önemli; ancak sporla profesyonel ilgilenmiyorsak, onların sağladığı maksimum %10-15 etkiyi kovalamaktansa uyku düzeni, antrenman öncesi ve sonrası besin tercihleri ile antrenman sırasındaki su tüketimine odaklanmak daha mantıklı olacaktır.
Ayrıca şunu da eklemek isterim en keyif aldığımız takviye olan kafeinin, AIS (Australian Institute of Sport) tarafından A Grubu kanıt düzeyinde etki gösterdiği belirtilmekte, kendi deneyimlerimden yola çıkarak sabit bir miligram belirtmek yerine, günlük tüketimin üzerine %20-25 oranında ekleme yapmanın performansa optimum etkisi olduğunu söyleyebilirim. Tabii bunu yaparken off günlerde kafeini azaltarak kalp sağlığını korumak gerektiğini de unutmamakta fayda var. Ekstra olarak aklınıza takılan veya danışmak istediğiniz bir şey olursa, her zaman fikir alışverişi yapmak isterim.
 

teyyaredenkahve

Kahve Masası ✈️
Yönetici
Katılım
28 Nis 2017
Konum
İstanbul
Selamlar, taze bir diyetisyen olarak bu başlığı görmekten çok memnun oldum. Hobici dostların, her alanda olduğu gibi spor ve beslenme konusunda da bu kadar bilgi sahibi olmalarına hiç şaşırmıyorum ve bu durum hoşuma gidiyor. Tüm bu değerli bilgilere ek olarak, aldığım sporcu beslenmesi eğitimine istinaden ufak bir not düşmek isterim: Dediğimiz gibi supplementler önemli; ancak sporla profesyonel ilgilenmiyorsak, onların sağladığı maksimum %10-15 etkiyi kovalamaktansa uyku düzeni, antrenman öncesi ve sonrası besin tercihleri ile antrenman sırasındaki su tüketimine odaklanmak daha mantıklı olacaktır.
Ayrıca şunu da eklemek isterim en keyif aldığımız takviye olan kafeinin, AIS (Australian Institute of Sport) tarafından A Grubu kanıt düzeyinde etki gösterdiği belirtilmekte, kendi deneyimlerimden yola çıkarak sabit bir miligram belirtmek yerine, günlük tüketimin üzerine %20-25 oranında ekleme yapmanın performansa optimum etkisi olduğunu söyleyebilirim. Tabii bunu yaparken off günlerde kafeini azaltarak kalp sağlığını korumak gerektiğini de unutmamakta fayda var. Ekstra olarak aklınıza takılan veya danışmak istediğiniz bir şey olursa, her zaman fikir alışverişi yapmak isterim.
Cevabınız ve açıklamalarınız için çok teşekkürler. Size de hayırlı olsun o zaman :D Umarım çok güzel yerlere gelirsiniz.

Benim kafamdaki tek soru Kreatinin üstüne. Bu aralar çok da araştırıyorum ama tabii detaylı bir konu. Bazı kaynaklarda yaşlılarda bile önerirken, bazı kaynaklarda profesyonel seviye için faydalı diyor. Miktar olarak da bazı yerlerde ne alınsa kardır derken (özellikle ileri yaşlarda kas kaybını önlemek için), bazı yerlerde belli limitler var.

Hobici dostların, her alanda olduğu gibi spor ve beslenme konusunda da bu kadar bilgi sahibi olmalarına hiç şaşırmıyorum ve bu durum hoşuma gidiyor. Tüm bu değerli bilgilere ek olarak, aldığım sporcu beslenmesi eğitimine istinaden ufak bir not düşmek isterim
Alanınızdaki bir konu ile ilgili böyle bir yorum yazmanız zaten iyi yerlere geleceğinize de gösteriyor. Günü güzelleştiren bir mesaj olmuş. 🙏
 

thgngr

Yeni Demleyici
Katılım
6 Kas 2022
Konum
Ankara
Cevabınız ve açıklamalarınız için çok teşekkürler. Size de hayırlı olsun o zaman :D Umarım çok güzel yerlere gelirsiniz.

Benim kafamdaki tek soru Kreatinin üstüne. Bu aralar çok da araştırıyorum ama tabii detaylı bir konu. Bazı kaynaklarda yaşlılarda bile önerirken, bazı kaynaklarda profesyonel seviye için faydalı diyor. Miktar olarak da bazı yerlerde ne alınsa kardır derken (özellikle ileri yaşlarda kas kaybını önlemek için), bazı yerlerde belli limitler var.


Alanınızdaki bir konu ile ilgili böyle bir yorum yazmanız zaten iyi yerlere geleceğinize de gösteriyor. Günü güzelleştiren bir mesaj olmuş. 🙏
İyi dileklerin için çok teşekkürler Levent Abi. Kreatin hakkında güncel olarak çok fazla çalışma mevcut ama her bireyin iyi gelir diyerek kullanması pek uygun değil. Fayda açısından hem fiziksel hem de zihinsel olarak pozitif etkiler sağladığı, hatta Alzheimer komplikasyonlarını yavaşlatabildiğini gösteren çalışmalar bile mevcut.
Yine de her bireye göre fayda-zarar hesabı yapılmalı. Eğer kişinin böbrek sağlığı yerinde değilse, kan kreatinin düzeyi yüksekse, böbrek süzme kapasitesi düşükse veya su tüketimi yetersizse, kreatin faydadan çok zarar verebilir. İlla kullanılacaksa da güvenli doz olan günlük kg başı 0.03 g şeklinde tüketilmelidir.
Ekstra olarak aklınıza takılan veya danışmak istediğiniz bir şey olursa her zaman fikir alışverişi yapmak isterim.
 

mkorayt

Yeni Kahvesever
Katılım
27 Şub 2022
Konuyla ilgili uzman vs değilim ancak önemli bir konuya dikkat çekmek isterim, FDA supplementleri onaylamaz, böyle bir görevi ya da yükümlülüğü yoktur. Supplementler ne yazık ki dünyanın bir çok yerinde en az denetlenen içeriklerdir. Bu pazarda sorumluluk ne yazık ki üreticiye bırakılmış durumda. Yani ne ABDde ne bir çok Avrupa ülkesinde ne de ülkemizde her hangi bir kurum takviye edici gıdanın beyan edilen içeriğe sahip olduğunu düzenli olarak kontrol etmez, ancak bir şikayet ya da özel bir durum olursa bu sürece girerler. Avrupada içerik güvenliği konusunda yine bir kısmi denetimden bahsedebiliriz, Kanada bu konuda ürün pazara sürülmeden önce çok daha ciddi bir kontrol yapıyor.

Ülkemizde bu FDA logosu gereksiz yere fazla kullanılmaya başlandı, herhangi bir firma, amerikadaki yerel temsilcisi aracılığıyla, çoğu zaman temsilcinin adresini göstererek orada bir firma/temsilcilik kuruyor ve belli bir ücret karşılığında FDAya kayıt oluyorlar. Sonra ürünlerinin üstüne basıyorlar FDA logosunu. Bu firmaların çoğu teknik olarak amerikada faaliyet bile göstermiyor. Bu demek değildir ki FDA bu firmanın ürünlerine, içeriklerine garanti veriyor. Hatta adamlar kendi sitelerinde yazmışlar, bir onay sertifikası vs verilmemektedir, firmalar ürünlerinin üzerine FDA onaylı yazmamalıdır diye.

Aynı şey Bakanlık Onaylı konusu için de geçerli. Ülkemizde takviye edici gıdalar, Tarım ve Orman Bakanlığı nezdinde belirlenen kural ve regülasyonlarla üretilmek zorundadır, yani bakanlık hangi malzemeden ne kadar kullanılabileceği ya da hangisinin kullanılamayacağını belirler. Kabaca, firma ben böyle bir ürün çıkartıyorum der, içerik beyanında bulunur ve bakanlık onayını alır. Elbette burada dünya kadar resmi evrak talep edilir, ithalat belgeleri ,üretim belgeleri vs. Ama ülkemizde de pazar büyük oranda fason firmalar üzerinden ilerlediği için bu fasoncu firmalar bu evrakların çoğunu paket olarak ürettiren firmaya teslim ederler ve onay alınır. İthalatta aranan belgeler vs kısmen koruyucu olsa da üretim aşamasında bu malzeme mi kullanıldı, hangi oranda kullanıldı tamamen üreticinin iş ahlakına kalmış durumda. Yani bakanlık ürünün kalitesine, üretim partisine, içeriğinin oranına, kalitesine vs doğrudan bir onay vermiyor.


Elbette kimseyi ithaf etmiyorum ancak bu alanda elimizde olan tek şey büyük firmaların marka ve pazar imajlarına güvenmek. Yani koca XXX firması yılların marka imajını, sahip olduğu pazarı kaybetmekten korkar diye düşünmek en mantıklısı. Yukarıda arkadaşın bahsettiği FDA logosunu görürsem ben o firmaya ekstra dikkatli yaklaşıyorum, yerli firmaysa ve FDA logosu varsa benim için tek başına satın almama sebebidir. Bir de kendisini yabancı marka gibi tanıtan firmalardan uzak duruyorum, sanki isviçre markası ya da bu ara popüler olduğu gibi japon/kore markası imajı veriyorsa kesinlikle detaylarına bile bakmıyorum. Bu uyanıklığı yapmaya kalkıyorsa her şey mümkün diyorum :D

Bunun dışında büyük güvenilir firmaların dahi pazarlama oyunları var bir de. Size hiç bir faydası olmayacağı halde kocaman kocaman rakamlarla 10.000Mcg vitamin b7 (biotin) gibi...(yüksek doz biotinin bir çok kritik önemli kan testini olumsuz etkilediğini, hatalı gösterdiğini biliyor muydunuz? Peki herhangi bir üründe yüksek doz biotin içerir, kan testi vermeden önce doktorunuza biotin takviyesi aldığınızı iletin yazdığını gördünüz mü? ). Ya da konuya özel protein, kreatin gibi ürünlerde düşük saflıkta ürünün aroma vs gibi dolgu malzemeleriyle şişirilmesi, küçük ölçek kullanılarak servis sayısının arttırılması vs. Bunun gibi bir çok benzer durum söz konusu...özetle kör alım yapmadan araştırılmalı.

Bir de şekersiz, ya da şekeri meyveden konusu var, tatlandırıcılar konusu var ki akıl almaz bir duruma gelmiş durumda. Şekersiz diye pazarlanan bir çok protein barında vs bulunan maltitol çok rahat bir şekilde 2-3 bar yediğinizde günlük limitin üzerine çıkarak, mide bağırsak sorunlarına yol açabiliyor, gereksiz karbonhidrat almanıza sebep olabiliyor ya da şeker hastasıysanız, şekersiz diye güvenerek tüketmemeniz gerekiyor çünkü kan şekerini neredeyse şekere yakın bir şekilde etkiliyor. Hele bir de bu içeriği saklayan üreticilere denk geldiyseniz, "maltitol ve sukralozla tatlandırılmıştır" haydi çık işin içinde hangisinden ne kadar var ne tüketiyorum :p

Ülkemizde de satışta bulunan, içeriğin etkinliği ve oranları konusunda bağımsız laboratuvar testleri alan 2-3 firma var diye biliyorum. Çoğu zaman fiyatları üst skalada olan ürünler.

Elbette küçük çaplı kaliteli ürün üreten/ürettiren firmalar da vardır mutlaka ancak mevcut koşullarda ülkemizde şikayet mekanizmaları ile bir sonuca ulaşmanın da ne kadar zorlaştığını dikkate alarak sadece büyük, güvenilir, geçmişi olan, şeffaf firmalardan alışveriş yapılması en sağlıklısı olacaktır diye düşünüyorum.

Son olarak, araştırılmalı ve takviyeler de diğer her şey gibi aşırıya kaçmadan kişiye özel ihtiyaçlara göre ve mümkünse konusunda uzman birisinden görüş alınarak tüketilmeli diye düşünüyorum.
 

badtaste

Yeni Kahvesever
Katılım
1 Nis 2019
Konum
uşak
Konuyla ilgili uzman vs değilim ancak önemli bir konuya dikkat çekmek isterim, FDA supplementleri onaylamaz, böyle bir görevi ya da yükümlülüğü yoktur. Supplementler ne yazık ki dünyanın bir çok yerinde en az denetlenen içeriklerdir. Bu pazarda sorumluluk ne yazık ki üreticiye bırakılmış durumda. Yani ne ABDde ne bir çok Avrupa ülkesinde ne de ülkemizde her hangi bir kurum takviye edici gıdanın beyan edilen içeriğe sahip olduğunu düzenli olarak kontrol etmez, ancak bir şikayet ya da özel bir durum olursa bu sürece girerler. Avrupada içerik güvenliği konusunda yine bir kısmi denetimden bahsedebiliriz, Kanada bu konuda ürün pazara sürülmeden önce çok daha ciddi bir kontrol yapıyor.

Ülkemizde bu FDA logosu gereksiz yere fazla kullanılmaya başlandı, herhangi bir firma, amerikadaki yerel temsilcisi aracılığıyla, çoğu zaman temsilcinin adresini göstererek orada bir firma/temsilcilik kuruyor ve belli bir ücret karşılığında FDAya kayıt oluyorlar. Sonra ürünlerinin üstüne basıyorlar FDA logosunu. Bu firmaların çoğu teknik olarak amerikada faaliyet bile göstermiyor. Bu demek değildir ki FDA bu firmanın ürünlerine, içeriklerine garanti veriyor. Hatta adamlar kendi sitelerinde yazmışlar, bir onay sertifikası vs verilmemektedir, firmalar ürünlerinin üzerine FDA onaylı yazmamalıdır diye.

Aynı şey Bakanlık Onaylı konusu için de geçerli. Ülkemizde takviye edici gıdalar, Tarım ve Orman Bakanlığı nezdinde belirlenen kural ve regülasyonlarla üretilmek zorundadır, yani bakanlık hangi malzemeden ne kadar kullanılabileceği ya da hangisinin kullanılamayacağını belirler. Kabaca, firma ben böyle bir ürün çıkartıyorum der, içerik beyanında bulunur ve bakanlık onayını alır. Elbette burada dünya kadar resmi evrak talep edilir, ithalat belgeleri ,üretim belgeleri vs. Ama ülkemizde de pazar büyük oranda fason firmalar üzerinden ilerlediği için bu fasoncu firmalar bu evrakların çoğunu paket olarak ürettiren firmaya teslim ederler ve onay alınır. İthalatta aranan belgeler vs kısmen koruyucu olsa da üretim aşamasında bu malzeme mi kullanıldı, hangi oranda kullanıldı tamamen üreticinin iş ahlakına kalmış durumda. Yani bakanlık ürünün kalitesine, üretim partisine, içeriğinin oranına, kalitesine vs doğrudan bir onay vermiyor.


Elbette kimseyi ithaf etmiyorum ancak bu alanda elimizde olan tek şey büyük firmaların marka ve pazar imajlarına güvenmek. Yani koca XXX firması yılların marka imajını, sahip olduğu pazarı kaybetmekten korkar diye düşünmek en mantıklısı. Yukarıda arkadaşın bahsettiği FDA logosunu görürsem ben o firmaya ekstra dikkatli yaklaşıyorum, yerli firmaysa ve FDA logosu varsa benim için tek başına satın almama sebebidir. Bir de kendisini yabancı marka gibi tanıtan firmalardan uzak duruyorum, sanki isviçre markası ya da bu ara popüler olduğu gibi japon/kore markası imajı veriyorsa kesinlikle detaylarına bile bakmıyorum. Bu uyanıklığı yapmaya kalkıyorsa her şey mümkün diyorum :D

Bunun dışında büyük güvenilir firmaların dahi pazarlama oyunları var bir de. Size hiç bir faydası olmayacağı halde kocaman kocaman rakamlarla 10.000Mcg vitamin b7 (biotin) gibi...(yüksek doz biotinin bir çok kritik önemli kan testini olumsuz etkilediğini, hatalı gösterdiğini biliyor muydunuz? Peki herhangi bir üründe yüksek doz biotin içerir, kan testi vermeden önce doktorunuza biotin takviyesi aldığınızı iletin yazdığını gördünüz mü? ). Ya da konuya özel protein, kreatin gibi ürünlerde düşük saflıkta ürünün aroma vs gibi dolgu malzemeleriyle şişirilmesi, küçük ölçek kullanılarak servis sayısının arttırılması vs. Bunun gibi bir çok benzer durum söz konusu...özetle kör alım yapmadan araştırılmalı.

Bir de şekersiz, ya da şekeri meyveden konusu var, tatlandırıcılar konusu var ki akıl almaz bir duruma gelmiş durumda. Şekersiz diye pazarlanan bir çok protein barında vs bulunan maltitol çok rahat bir şekilde 2-3 bar yediğinizde günlük limitin üzerine çıkarak, mide bağırsak sorunlarına yol açabiliyor, gereksiz karbonhidrat almanıza sebep olabiliyor ya da şeker hastasıysanız, şekersiz diye güvenerek tüketmemeniz gerekiyor çünkü kan şekerini neredeyse şekere yakın bir şekilde etkiliyor. Hele bir de bu içeriği saklayan üreticilere denk geldiyseniz, "maltitol ve sukralozla tatlandırılmıştır" haydi çık işin içinde hangisinden ne kadar var ne tüketiyorum :p

Ülkemizde de satışta bulunan, içeriğin etkinliği ve oranları konusunda bağımsız laboratuvar testleri alan 2-3 firma var diye biliyorum. Çoğu zaman fiyatları üst skalada olan ürünler.

Elbette küçük çaplı kaliteli ürün üreten/ürettiren firmalar da vardır mutlaka ancak mevcut koşullarda ülkemizde şikayet mekanizmaları ile bir sonuca ulaşmanın da ne kadar zorlaştığını dikkate alarak sadece büyük, güvenilir, geçmişi olan, şeffaf firmalardan alışveriş yapılması en sağlıklısı olacaktır diye düşünüyorum.

Son olarak, araştırılmalı ve takviyeler de diğer her şey gibi aşırıya kaçmadan kişiye özel ihtiyaçlara göre ve mümkünse konusunda uzman birisinden görüş alınarak tüketilmeli diye düşünüyorum.
sizin tercih ettiğiniz markalar hangileri ?
 

teyyaredenkahve

Kahve Masası ✈️
Yönetici
Katılım
28 Nis 2017
Konum
İstanbul
Konuyla ilgili uzman vs değilim ancak önemli bir konuya dikkat çekmek isterim, FDA supplementleri onaylamaz, böyle bir görevi ya da yükümlülüğü yoktur. Supplementler ne yazık ki dünyanın bir çok yerinde en az denetlenen içeriklerdir. Bu pazarda sorumluluk ne yazık ki üreticiye bırakılmış durumda. Yani ne ABDde ne bir çok Avrupa ülkesinde ne de ülkemizde her hangi bir kurum takviye edici gıdanın beyan edilen içeriğe sahip olduğunu düzenli olarak kontrol etmez, ancak bir şikayet ya da özel bir durum olursa bu sürece girerler. Avrupada içerik güvenliği konusunda yine bir kısmi denetimden bahsedebiliriz, Kanada bu konuda ürün pazara sürülmeden önce çok daha ciddi bir kontrol yapıyor.

Ülkemizde bu FDA logosu gereksiz yere fazla kullanılmaya başlandı, herhangi bir firma, amerikadaki yerel temsilcisi aracılığıyla, çoğu zaman temsilcinin adresini göstererek orada bir firma/temsilcilik kuruyor ve belli bir ücret karşılığında FDAya kayıt oluyorlar. Sonra ürünlerinin üstüne basıyorlar FDA logosunu. Bu firmaların çoğu teknik olarak amerikada faaliyet bile göstermiyor. Bu demek değildir ki FDA bu firmanın ürünlerine, içeriklerine garanti veriyor. Hatta adamlar kendi sitelerinde yazmışlar, bir onay sertifikası vs verilmemektedir, firmalar ürünlerinin üzerine FDA onaylı yazmamalıdır diye.

Aynı şey Bakanlık Onaylı konusu için de geçerli. Ülkemizde takviye edici gıdalar, Tarım ve Orman Bakanlığı nezdinde belirlenen kural ve regülasyonlarla üretilmek zorundadır, yani bakanlık hangi malzemeden ne kadar kullanılabileceği ya da hangisinin kullanılamayacağını belirler. Kabaca, firma ben böyle bir ürün çıkartıyorum der, içerik beyanında bulunur ve bakanlık onayını alır. Elbette burada dünya kadar resmi evrak talep edilir, ithalat belgeleri ,üretim belgeleri vs. Ama ülkemizde de pazar büyük oranda fason firmalar üzerinden ilerlediği için bu fasoncu firmalar bu evrakların çoğunu paket olarak ürettiren firmaya teslim ederler ve onay alınır. İthalatta aranan belgeler vs kısmen koruyucu olsa da üretim aşamasında bu malzeme mi kullanıldı, hangi oranda kullanıldı tamamen üreticinin iş ahlakına kalmış durumda. Yani bakanlık ürünün kalitesine, üretim partisine, içeriğinin oranına, kalitesine vs doğrudan bir onay vermiyor.


Elbette kimseyi ithaf etmiyorum ancak bu alanda elimizde olan tek şey büyük firmaların marka ve pazar imajlarına güvenmek. Yani koca XXX firması yılların marka imajını, sahip olduğu pazarı kaybetmekten korkar diye düşünmek en mantıklısı. Yukarıda arkadaşın bahsettiği FDA logosunu görürsem ben o firmaya ekstra dikkatli yaklaşıyorum, yerli firmaysa ve FDA logosu varsa benim için tek başına satın almama sebebidir. Bir de kendisini yabancı marka gibi tanıtan firmalardan uzak duruyorum, sanki isviçre markası ya da bu ara popüler olduğu gibi japon/kore markası imajı veriyorsa kesinlikle detaylarına bile bakmıyorum. Bu uyanıklığı yapmaya kalkıyorsa her şey mümkün diyorum :D

Bunun dışında büyük güvenilir firmaların dahi pazarlama oyunları var bir de. Size hiç bir faydası olmayacağı halde kocaman kocaman rakamlarla 10.000Mcg vitamin b7 (biotin) gibi...(yüksek doz biotinin bir çok kritik önemli kan testini olumsuz etkilediğini, hatalı gösterdiğini biliyor muydunuz? Peki herhangi bir üründe yüksek doz biotin içerir, kan testi vermeden önce doktorunuza biotin takviyesi aldığınızı iletin yazdığını gördünüz mü? ). Ya da konuya özel protein, kreatin gibi ürünlerde düşük saflıkta ürünün aroma vs gibi dolgu malzemeleriyle şişirilmesi, küçük ölçek kullanılarak servis sayısının arttırılması vs. Bunun gibi bir çok benzer durum söz konusu...özetle kör alım yapmadan araştırılmalı.

Bir de şekersiz, ya da şekeri meyveden konusu var, tatlandırıcılar konusu var ki akıl almaz bir duruma gelmiş durumda. Şekersiz diye pazarlanan bir çok protein barında vs bulunan maltitol çok rahat bir şekilde 2-3 bar yediğinizde günlük limitin üzerine çıkarak, mide bağırsak sorunlarına yol açabiliyor, gereksiz karbonhidrat almanıza sebep olabiliyor ya da şeker hastasıysanız, şekersiz diye güvenerek tüketmemeniz gerekiyor çünkü kan şekerini neredeyse şekere yakın bir şekilde etkiliyor. Hele bir de bu içeriği saklayan üreticilere denk geldiyseniz, "maltitol ve sukralozla tatlandırılmıştır" haydi çık işin içinde hangisinden ne kadar var ne tüketiyorum :p

Ülkemizde de satışta bulunan, içeriğin etkinliği ve oranları konusunda bağımsız laboratuvar testleri alan 2-3 firma var diye biliyorum. Çoğu zaman fiyatları üst skalada olan ürünler.

Elbette küçük çaplı kaliteli ürün üreten/ürettiren firmalar da vardır mutlaka ancak mevcut koşullarda ülkemizde şikayet mekanizmaları ile bir sonuca ulaşmanın da ne kadar zorlaştığını dikkate alarak sadece büyük, güvenilir, geçmişi olan, şeffaf firmalardan alışveriş yapılması en sağlıklısı olacaktır diye düşünüyorum.

Son olarak, araştırılmalı ve takviyeler de diğer her şey gibi aşırıya kaçmadan kişiye özel ihtiyaçlara göre ve mümkünse konusunda uzman birisinden görüş alınarak tüketilmeli diye düşünüyorum.
Asıl çekincem de buydu. Dediğiniz gibi tarım gıda onayı var ama bağımsız denetimler bilinmiyor.

Sakıncası yoksa özelden bana bildiğiniz, nispeten bağımsız lab testleri olan firmaları iletebilir misiniz?
 

mkorayt

Yeni Kahvesever
Katılım
27 Şub 2022
sizin tercih ettiğiniz markalar hangileri ?
Hocam takviye gida da olsa saglik konu oldugu icin dogrudan bir marka ya da urunden bahsetmeyi dogru bulmuyorum.. ben seffaf olan, ulasabildigim, kurumsal olduguna inandigim ve urunlerinde anlamsiz bir sekilde fda logosu gibi yaniltici logolar ibareler kullanmayan markalari tercih ediyorum... yerli ureticilerde bu bilgilere ulasip ikna olmuyorsam kismen de olsa regulasyon olan ulkelerden ithal urunleri tercih ediyorum... ya da kullandigi hammaddeyi aciklayan, bu urune dair sertifikasini sordugumda paylasan markalari tercih ediyorum. Son olarak da formulasyonu arastiriyorum...populer trend mi yoksa gercekten anlamli mi uretilmis diye... dedigim gibi bir cok kurumsal buyuk firma bile bu pazarlama trendinde cok anlamli olmayan formulasyonlar cikartabiliyor. Ornegin d3k2 damlalar... bir cok markanin urunundeki k2 orani pazarlamada iddia edilen etki icin onerilen oranda degil, yakin bile degil... ya da magnezyum konusu...5li 6li formlar vs... ya da populer ve pahali magnezyum urunleri dikkate alalim...bir cok urundeki elemental oran pazarlamada iddia edilen etkiyi elde etmeniz icin anlamsiz ve sembolik...yapay zeka burada oldukca fonksiyonel, genis capli gerceklestirilen arastirmalari sorgulamak iyi bir secenek...ya da konu ozelinde spesifik olayim, protein tozu ya da kreatin icin %99 ithal hammadde kullaniyor...bu hammadde alinirken ne aldiklarini soran analiz ettiren firmalar kibarca sordugunuzda bu analizleri paylasiyor ya da icerikteki hammaddeleri ambalaj uzerine acikca yazip sordugunuzda en azindan urun menseine dair belge paylasiyor. Bu ticari sir paylasamayiz konusu bana komik geliyor, ben sana tedarikcini sormuyorum ya da wpc80 bir protein tozu kullaniyorsan bunda ne kadar ne ticari sir olabilir? Kursun analizini soruyorsam bu nasil ticari sir olabilir? Birsey gizlenmiyorsa bile isini bilmeyenden de alis veris yapmamak en dogal hakkim. Yahu abartiyorsun ondaki kursun orani ne olacak vs...arkadas temizi varsa analizlisi varsa neden yaaa ne olacak diye alayim. Seffaflik onemli...cin menseine takilmiyorum...cinde 1. Kalite urun de uretiliyor, dunya standardinda labratuvar analizleri de yapiliyor...sen uc kurus fazla kazanacaksin diye ucuz hammaddeyi alip bana premium diye pazarlamaya calisiyorsan burada tuketici olarak bizlerin biraz farkinda davranmasi biraz arastirmasi gerekiyor. (Uzun oldu kusura bakmayin, uzun suredir kafama takilan bir konu bu, cesitli bakanliklara dahi bu konuyla ilgili yazmisligim var ama sonic nafile... is bizde bitiyor tuketici olarak ne yazik ki)
 

brkisa

Tecrübeli Demleyici
Katılım
20 Ocak 2022
Herkese selam, bayram, iş yoğunluğu derken bu aralar pek girememiştim forma. Dolayısıyla başlığı biraz geç gördüm ve kahve konusu dışında da bilgi ve tecrübelerin paylaşılması çok değerli. Bu sebeple paylaşım yapan ve yapacak olan herkese çok çok teşekkür ediyorum şimdiden.

Öncelikle ben sadece okuyup araştırdığım veya kendi üzerimde deneyimleyip tecrübe ettiğim şeyleri belirteceğim. Amacım Diyetisyen/Gıda Mühendisi gibi mesleklerin işine karışmak değil baştan belirtmek istiyorum 😇

Spor hayatımda çocukluğumdan beri olmakla birlikte 11 yıldır sadece Crossfit yapıyorum ve yaklaşık 4 yıldır da Ankara'da Crossfit Çankaya isimli salonu işletiyorum. Daha fazla uzatmadan konuya gireyim. Maalesef hepimiz Türk mutfağı daha doğrusu anadolu mutfağında büyüdüğümüz için fazlaca karbonhidrat ve yağ, bunlara nazaran düşük oranda protein tüketimi ile günlerimizi geçiriyoruz. Aslında kişi spor yapsın veya yapmasın günlük ulaşması gereken bir protein miktarı var ve bu elzem. Dünya Sağlık Örgütüne göre bu oran kişinin kilogramının 0,8-1,2 ile çarpımından elden edilen sonucun gram karşılığı aslında. Bu protein ihtiyacının da dengeli ve düzenli bir beslenmeyle gün içine yayılarak alınması şart. Protein kaynaklarını biliyorsunuzdur ancak kısaca yumurta, et, süt ürünleri ve supplementler. Ayrıca kişi spor yapıyorsa bu ihtiyacın arttığı değerlendirilip genelde 1.6-2 ile çarpım olduğu sonucuna varılıyor. Şuna kesinlikle katılıyorum ''insan ne yapmaktan keyif alıyorsa onu yapmalı'' ancak bu onun sağlığına olumsuz etki ediyorsa mutlaka durup düşünmeli. Belirttiğim protein oranını alamıyorsa yaklaşmayı denemeli kısacası 🙂 Gördüğüm problemleri öncelik sırasına göre böyle yazmak istiyorum.

Herkesin mutlaka ama mutlaka ağırlık kaldırması ve yaş ilerlemesiyle orantılı şekilde olan kas kaybının önüne geçmeye çalışması şart. Öyle yürüyüş, çok hareketli olma, haftada bir halı saha/basketbol/voleybol falan gibi faaliyetlerle olacak şey değil. Dümdüz ağırlık kaldırmaktan bahsediyorum. En kötü temel hareketler dediğimiz squat/deadlift/benchpress/vücut ağırlığı (pull-ups,push-ups) gibi hareketleri form düzgün bir şekilde yapabiliyor olmak kesinlikle şart. Bunlar için spor salonuna gitmenize gerek yok ayrıca. Evde direnç lastiği ve ufak tefek ekipmanlarla bile iş görülür. Ayrıca yapay zeka artık biz eğitmenlerin bir çoğundan daha iyi tavsiyeler verebiliyor 😅 Bu ara sosyal medyada çokça görüyorsunuzdur belki sağlıkla yaşamın bacaklar kaslarının güçlü olmasıyla çok alakalı olduğu.

İlk iki paragraf uzun gelirde okumak istemezseniz kısaca özetleyeyim : Yeterli protein alımına dikkat et ve ağırlık kaldır 🤓

Önceki paragraflara ek olarak toplumun genelinde gördüğüm başka problem uyku düzensizliği. Sadece kendimden şöyle örnek verip konunun vahametini özetlemek isterim. Eğer kötü bir uyku geçirmişsem kesinlikle spor yapmam ve tüm öğrencilerimde de bunu uygularım. ( bu arada 35 yaşındayım ve haftanın 7 günü spor yapıyorum ) Kendi üzerimde uygulamaya çalıştığım uyku düzeni 23.30-07.00 arasını uykuda geçirmek. Kesinlikle az uyumak marifet değil tam tersine yaşam kalitenizden yiyorsunuz demektir. Sizde hastalık yapacak bir organizma varsa mutlaka uykusuz kaldığınız gün ortaya çıkma eğiliminde olur.

Uyku demişken kahve konusu da diğer bir sakıncalı durum aslında. Alınan kafeinin vücut dışına atılması ortalama 6-8 saat sürüyor. Ben yatmadan önce kahve içsem de uyurum demeyin uyku kaliteniz düşük oluyor ve uyku evrelerine hiç giremiyorsunuz belki de. Kendimde kahve ile alakalı uyguladığım en geç 14.00 da kahve içmek. Çok çok en geç 15.00 bitirmiş olmak. Ayrıca kahve idrar üretimini arttırdığı için atılırken normalden fazla kalsiyum, magnezyum, potasyum gibi elzem vitamin ve mineralleri de yanında götürür. Doğal olarak fazla tüketimde (ortalama 400-500ml üstü) bu vitamin ve minerallerin dışarıdan takviye olarak alınması gerekebilir. Yine aynı şekilde yemek sonrası içilen kahvede de bu tarz sorunlar var. Bu sebeple yemekten en az 1 saat sonra kahve içmek daha faydalı olacaktır.

Kendi rutinimden bahsedeyim ; güne kesinlikle 500ml su ve 1 ölçek elektrolit takviyesiyle başlıyorum. Kahvaltı sonrası aldığım standart takviyeler magnezyum malat, omega-3, d3k2, çinko. Özelikle takviyeleri içtikten sonra 1 saati biraz geçirip öyle kahve içiyorum. Magnezyum alımında aynı anda 3-5 farklı formu almanın çok mantıklı olmadığını düşünüyorum. Bu sebeple yatmadan önce de bisglisinat ve sitrat formunu alıyorum.

Takviye konusuna girmişken sadece iki besin takviyesi kullanıyorum. Protein tozu ve kreatin. Protein tozu toplumda öcü olsa da standart bir protein kaynağından farkı olmadığını düşünenlerdenim ve eksik protein alımı durumunda kesinlikle kullanılmalı şeklinde destekliyorum. Hangi marka, hangi hammadde konusuna girmekten kaçınıyorum çünkü yukarıda fazlaca bahsedilmiş ve firmalar en nihayetinde para kazanma amaçlı bu ürünleri çıkarıyorlar zaman zaman müşterilerinin sağlığı umursamayabiliyorlar.

Şimdilik dikkat çekmek istediklerim ve yazarken zihminde toparlayabildiklerim bu kadar. Sıkı takip edeceğim bir başlık daha çıktığı için mutlu oldum. 😇
 
Son düzenleme:

teyyaredenkahve

Kahve Masası ✈️
Yönetici
Katılım
28 Nis 2017
Konum
İstanbul
Herkese selam, bayram, iş yoğunluğu derken bu aralar pek girememiştim forma. Dolayısıyla başlığı biraz geç gördüm ve kahve konusu dışında da bilgi ve tecrübelerin paylaşılması çok değerli. Bu sebeple paylaşım yapan ve yapacak olan herkese çok çok teşekkür ediyorum şimdiden.

Öncelikle ben sadece okuyup araştırdığım veya kendi üzerimde deneyimleyip tecrübe ettiğim şeyleri belirteceğim. Amacım Diyetisyen/Gıda Mühendisi gibi mesleklerin işine karışmak değil baştan belirtmek istiyorum 😇

Spor hayatımda çocukluğumdan beri olmakla birlikte 11 yıldır sadece Crossfit yapıyorum ve yaklaşık 4 yıldır da Ankara'da Crossfit Çankaya isimli salonu işletiyorum. Daha fazla uzatmadan konuya gireyim. Maalesef hepimiz Türk mutfağı daha doğrusu anadolu mutfağında büyüdüğümüz için fazlaca karbonhidrat ve yağ, bunlara nazaran düşük oranda protein tüketimi ile günlerimizi geçiriyoruz. Aslında kişi spor yapsın veya yapmasın günlük ulaşması gereken bir protein miktarı var ve bu elzem. Dünya Sağlık Örgütüne göre bu oran kişinin kilogramının 0,8-1,2 ile çarpımından elden edilen sonucun gram karşılığı aslında. Bu protein ihtiyacının da dengeli ve düzenli bir beslenmeyle gün içine yayılarak alınması şart. Protein kaynaklarını biliyorsunuzdur ancak kısaca yumurta, et, süt ürünleri ve supplementler. Ayrıca kişi spor yapıyorsa bu ihtiyacın arttığı değerlendirilip genelde 1.6-2 ile çarpım olduğu sonucuna varılıyor. Şuna kesinlikle katılıyorum ''insan ne yapmaktan keyif alıyorsa onu yapmalı'' ancak bu onun sağlığına olumsuz etki ediyorsa mutlaka durup düşünmeli. Belirttiğim protein oranını alamıyorsa yaklaşmayı denemeli kısacası 🙂 Gördüğüm problemleri öncelik sırasına göre böyle yazmak istiyorum.

Herkesin mutlaka ama mutlaka ağırlık kaldırması ve yaş ilerlemesiyle orantılı şekilde olan kas kaybının önüne geçmeye çalışması şart. Öyle yürüyüş, çok hareketli olma, haftada bir halı saha/basketbol/voleybol falan gibi faaliyetlerle olacak şey değil. Dümdüz ağırlık kaldırmaktan bahsediyorum. En kötü temel hareketler dediğimiz squat/deadlift/benchpress/vücut ağırlığı (pull-ups,push-ups) gibi hareketleri form düzgün bir şekilde yapabiliyor olmak kesinlikle şart. Bunlar için spor salonuna gitmenize gerek yok ayrıca. Evde direnç lastiği ve ufak tefek ekipmanlarla bile iş görülür. Ayrıca yapay zeka artık biz eğitmenlerin bir çoğundan daha iyi tavsiyeler verebiliyor 😅 Bu ara sosyal medyada çokça görüyorsunuzdur belki sağlıkla yaşamın bacaklar kaslarının güçlü olmasıyla çok alakalı olduğu.

İlk iki paragraf uzun gelirde okumak istemezseniz kısaca özetleyeyim : Yeterli protein alımına dikkat et ve ağırlık kaldır 🤓

Önceki paragraflara ek olarak toplumun genelinde gördüğüm başka problem uyku düzensizliği. Sadece kendimden şöyle örnek verip konunun vahametini özetlemek isterim. Eğer kötü bir uyku geçirmişsem kesinlikle spor yapmam ve tüm öğrencilerimde de bunu uygularım. ( bu arada 35 yaşındayım ve haftanın 7 günü spor yapıyorum ) Kendi üzerimde uygulamaya çalıştığım uyku düzeni 23.30-07.00 arasını uykuda geçirmek. Kesinlikle az uyumak marifet değil tam tersine yaşam kalitenizden yiyorsunuz demektir. Sizde hastalık yapacak bir organizma varsa mutlaka uykusuz kaldığınız gün ortaya çıkma eğiliminde olur.

Uyku demişken kahve konusu da diğer bir sakıncalı durum aslında. Alınan kafeinin vücut dışına atılması ortalama 6-8 saat sürüyor. Ben yatmadan önce kahve içsem de uyurum demeyin uyku kaliteniz düşük oluyor ve uyku evrelerine hiç giremiyorsunuz belki de. Kendimde kahve ile alakalı uyguladığım en geç 14.00 da kahve içmek. Çok çok en geç 15.00 bitirmiş olmak. Ayrıca kahve idrar üretimini arttırdığı için atılırken normalden fazla kalsiyum, magnezyum, potasyum gibi elzem vitamin ve mineralleri de yanında götürür. Doğal olarak fazla tüketimde (ortalama 400-500ml üstü) bu vitamin ve minerallerin dışarıdan takviye olarak alınması gerekebilir. Yine aynı şekilde yemek sonrası içilen kahvede de bu tarz sorunlar var. Bu sebeple yemekten en az 1 saat sonra kahve içmek daha faydalı olacaktır.

Kendi rutinimden bahsedeyim ; güne kesinlikle 500ml su ve 1 ölçek elektrolit takviyesiyle başlıyorum. Kahvaltı sonrası aldığım standart takviyeler magnezyum malat, omega-3, d3k2, çinko. Özelikle takviyeleri içtikten sonra 1 saati biraz geçirip öyle kahve içiyorum. Magnezyum alımında aynı anda 3-5 farklı formu almanın çok mantıklı olmadığını düşünüyorum. Bu sebeple yatmadan önce de bisglisinat ve sitrat formunu alıyorum.

Takviye konusuna girmişken sadece iki besin takviyesi kullanıyorum. Protein tozu ve kreatin. Protein tozu toplumda öcü olsa da standart bir protein kaynağından farkı olmadığını düşünenlerdenim ve eksik protein alımı durumunda kesinlikle kullanılmalı şeklinde destekliyorum. Hangi marka, hangi hammadde konusuna girmekten kaçınıyorum çünkü yukarıda fazlaca bahsedilmiş ve firmalar en nihayetinde para kazanma amaçlı bu ürünleri çıkarıyorlar zaman zaman müşterilerinin sağlığı umursamayabiliyorlar.

Şimdilik dikkat çekmek istediklerim ve yazarken zihminde toparlayabildiklerim bu kadar. Sıkı takip edeceğim bir başlık daha çıktığı için mutlu oldum. 😇
Detaylı açıklamaların için çok teşekkürler.

Dediğin gibi sanırım bu iş çok yoğun da yapılsa yapılmasa da 2 şeye dikkat etmek lazım.

1) Protein alımı ve beslenme
2) Uyku

Bunları düzenli ve doğru yapınca işin yarısından fazlası yoluna giriyor gibi :D

Tabii haftada 7 idman zorlayıcı kısmı :D
 
Üst