Homojen Öğütüm Yanılgısı

fectus

Tecrübeli Demleyici
Katılım
7 Eki 2012
Farklı platformlarda rastladığım yanlış yayılmış bir bilgi ile ilgili biraz detay vererek yanılgıyı düzeltmek gerektiğini düşünüyorum.

Ne zaman bir yerde bir öğütüm çıktısı ile ilgili fotoğraf görsem mutlaka “Aaa hiç homojen değil, öğütücü baya kötü, iyi öğütücü olsa öğütüm homojen olurdu” şeklinde yorumlar yapılıyor ve maalesef çoğu kişi de bu bilgiyi doğru ve olması gereken şeklinde kanıksamış durumda. Bu nedense Türkiye'de böyle; yurt dışı bilgi kaynakları ve forumlar vs. bu konuda daha doğru bilgiye sahip açıkçası.

Küçük sert bir çekirdeği iki kesici arasında öğütürken biraz kırarak biraz keserek ufaltıyor öğütücü; burada oluşan tüm partiküllerin aynı boyutta ya da çok dar bir boyut aralığında olmasını beklemek oldukça absürt bir durum, fiziksel olarak mümkün değil zira. Ayrıca hedeflenen de zaten bu değil; hedeflenen bu olsa çok daha farklı tasarımlarla sağlanabilirdi, hatta belki elekli sistemler falan da geliştirilirdi.

Oysa aslında hedeflenen, belli bir büyüklüğü aşmayacak şekilde, istenen parça boyutu dağılımına uyan ve ek olarak yüzey alanı yüksek bir öğütüm elde etmek.

Farklı boyutta parçacıklar olması kahvenin zengin ve derin bir tada sahip olmasını sağlayan şey aslında. Küçük parçalar gövde ve tatlılık verirken orta parçalar temel aromaları, iri parçalar ise asiditeyi dengeleyerek kompleks aromatik ve gövdeli bir fincan kahve içmemizi sağlar. Partikül boyutları bu dağılımı içermediği ve homojene yaklaştığı durumda kahvede oldukça sulu, klinik bir temizlik oluşmaya başlar ve tatsal olarak öyle çok da zevkli içilecek bir durumda olmaz. Ayrıca homojene yaklaştıkça “Sweet Spot” olarak bilinen aralıktaki kahve partiküllerini yakalamak bir o kadar zorlaşıyor ve çoğunlukla yakalanamadığı için tatsal olarak iyi bir kahve içmek de çok çok zorlaşıyor; yakalasanız bile o zengin, katmanlı, derinlikli kahve değil de söylendiği gibi klinik temizlikte zevksiz bir kahve oluveriyor.

Bu sadece teorik değil; gerçekten öğütülmüş kahveleri elekle eleyerek farklı homojen boyutlarda yaptıkları tat denemelerinde de sonucun iyi olmadığını gördüler, bu kaynaklar internette olmalı. Sanırım James Hoffman'ın da bu konuda bir içeriği vardı.

Diğer çok önemli olan unsur ise partiküllerin şekli ve yüzey alanı. Şekilleri ne kadar yuvarlatılmış yüzeylere ve hatta küre şekline yaklaşırsa o kadar az yüzey alanına sahip oluyor parçacıklar ve su daha az nüfuz edip çözebiliyor kahveyi. Ne kadar düzensiz, düz yüzeye sahip olursa o kadar iyi çözünüyor kahve.

Kullandığımız öğütücüler espresso, filtre veya cold brew gibi farklı partikül boyutlarına göre bir ya da iki ana tepe nokta olacak şekilde farklı boyut dağılımlarında öğütüm çıktısı verirler. Espresso aralığında tek tepe nokta ve hafif bir ikinci nokta varken, filtre aralığında biri diğerinden daha az ama temelde iki ana noktada yoğunlaşan bir dağılım olur. Bu dağılımları gösteren grafiklerden dolayı belki bir yanılgı oluşmakta; çünkü bu grafikler sanki kısa bir aralıkta çok yoğun gibi görünseler de bu grafiklerin çoğunun aslında o partikül boyutundaki parçaların toplam hacimdeki oranını göstermesinden kaynaklanır. Oysa partikül boyutu ve sayısı şeklinde oluşturulan grafiğe baktığınızda hiç de öyle dar bir alanda çok yoğun bir partikül dağılımı görünmez.

Burada söylemek istediğimi şu grafik net olarak ortaya koyuyor aslında: Siyah çizgi aynı öğütümde partikül boyutlarının hacimsel oranını gösterirken, Mavi olan bu öğütümdeki parçaların sayısal dağılımını gösteriyor, ve bizim gözle gördüğümüz şey aslında Mavi olan çizginin gösterdiği dağılım.

1773979314885.png

Dağılımı etkileyen önemli bir unsur da çekirdeğin ta kendisi tabii ki; daha yumuşak ve nemli bir çekirdek ile daha sert, kuru bir çekirdeğin partikül dağılımı çok farklı oluyor. RDT yapmak mesela sadece statiklenmeyi engellemiyor, aynı zamanda çekirdeği nemlendirdiği için daha az toz oluşuyor ve partikül dağılımı da etkileniyor; dolayısıyla öğütücü ayarınızı da ona göre değiştirmeniz gerekiyor. RDT yapmadan da statiği engelleyebilen öğütücüler daha kontrollü ve özellikle Espresso’da bence daha iyi tatsal profile sahip çıktılar veriyor.

Espresso aralığında bunu gözle ayırt edemeyiz ama filtre aralığında baktığımız öğütümde irili ufaklı boyutlar görmemiz aslında son derece normal ve zaten istenen de bir durum. Espresso’da zaten boyut küçüldüğü için partikül dağılım aralığı da daha dar oluşur. Bu dağılımı etkileyen önemli faktörlerden biri de öğütücünün devri; bundan dolayı yeni öğütücülerin çoğu devir kontrolü içermeye başladı. Bu şekilde dağılımı yöneterek aslında farklı tat profilleri elde edilebiliyor çekirdeklerden. Devrin öğütüm sonuçlarını nasıl değiştirdiği de aşağıda.

1773979410384.png

Özetle, öğütümlerde homojen bir dağılım hedeflenmez; öğütücü üreticileri de bunu hedeflemiyor zaten. Oluşan partiküllerin yüzey şekli ve partiküllerin boyut dağılımının beklenen oranlarda olmasını hedeflerler.
 

Etozlu

Aktif Demleyici
Katılım
9 Kas 2020
Bu yüzden rpm ayarlı Değirmenler’in bazılarında espresso için bazı rpm aralıklarında kullanılması öneriliyor.
Bazı değirmenlerin koyu kavrum profilde çıktısı çok sulu bazı değirmenlerin kompleks tatları içeren açık kavrum çekirdek çıktısı çok cansız ve düz oluyor.

İki değirmen lazım çoğu kişiye :D
 

teyyaredenkahve

Kahve Masası ✈️
Yönetici
Katılım
28 Nis 2017
Konum
İstanbul
Farklı platformlarda rastladığım yanlış yayılmış bir bilgi ile ilgili biraz detay vererek yanılgıyı düzeltmek gerektiğini düşünüyorum.

Ne zaman bir yerde bir öğütüm çıktısı ile ilgili fotoğraf görsem mutlaka “Aaa hiç homojen değil, öğütücü baya kötü, iyi öğütücü olsa öğütüm homojen olurdu” şeklinde yorumlar yapılıyor ve maalesef çoğu kişi de bu bilgiyi doğru ve olması gereken şeklinde kanıksamış durumda. Bu nedense Türkiye'de böyle; yurt dışı bilgi kaynakları ve forumlar vs. bu konuda daha doğru bilgiye sahip açıkçası.

Küçük sert bir çekirdeği iki kesici arasında öğütürken biraz kırarak biraz keserek ufaltıyor öğütücü; burada oluşan tüm partiküllerin aynı boyutta ya da çok dar bir boyut aralığında olmasını beklemek oldukça absürt bir durum, fiziksel olarak mümkün değil zira. Ayrıca hedeflenen de zaten bu değil; hedeflenen bu olsa çok daha farklı tasarımlarla sağlanabilirdi, hatta belki elekli sistemler falan da geliştirilirdi.

Oysa aslında hedeflenen, belli bir büyüklüğü aşmayacak şekilde, istenen parça boyutu dağılımına uyan ve ek olarak yüzey alanı yüksek bir öğütüm elde etmek.

Farklı boyutta parçacıklar olması kahvenin zengin ve derin bir tada sahip olmasını sağlayan şey aslında. Küçük parçalar gövde ve tatlılık verirken orta parçalar temel aromaları, iri parçalar ise asiditeyi dengeleyerek kompleks aromatik ve gövdeli bir fincan kahve içmemizi sağlar. Partikül boyutları bu dağılımı içermediği ve homojene yaklaştığı durumda kahvede oldukça sulu, klinik bir temizlik oluşmaya başlar ve tatsal olarak öyle çok da zevkli içilecek bir durumda olmaz. Ayrıca homojene yaklaştıkça “Sweet Spot” olarak bilinen aralıktaki kahve partiküllerini yakalamak bir o kadar zorlaşıyor ve çoğunlukla yakalanamadığı için tatsal olarak iyi bir kahve içmek de çok çok zorlaşıyor; yakalasanız bile o zengin, katmanlı, derinlikli kahve değil de söylendiği gibi klinik temizlikte zevksiz bir kahve oluveriyor.

Bu sadece teorik değil; gerçekten öğütülmüş kahveleri elekle eleyerek farklı homojen boyutlarda yaptıkları tat denemelerinde de sonucun iyi olmadığını gördüler, bu kaynaklar internette olmalı. Sanırım James Hoffman'ın da bu konuda bir içeriği vardı.

Diğer çok önemli olan unsur ise partiküllerin şekli ve yüzey alanı. Şekilleri ne kadar yuvarlatılmış yüzeylere ve hatta küre şekline yaklaşırsa o kadar az yüzey alanına sahip oluyor parçacıklar ve su daha az nüfuz edip çözebiliyor kahveyi. Ne kadar düzensiz, düz yüzeye sahip olursa o kadar iyi çözünüyor kahve.

Kullandığımız öğütücüler espresso, filtre veya cold brew gibi farklı partikül boyutlarına göre bir ya da iki ana tepe nokta olacak şekilde farklı boyut dağılımlarında öğütüm çıktısı verirler. Espresso aralığında tek tepe nokta ve hafif bir ikinci nokta varken, filtre aralığında biri diğerinden daha az ama temelde iki ana noktada yoğunlaşan bir dağılım olur. Bu dağılımları gösteren grafiklerden dolayı belki bir yanılgı oluşmakta; çünkü bu grafikler sanki kısa bir aralıkta çok yoğun gibi görünseler de bu grafiklerin çoğunun aslında o partikül boyutundaki parçaların toplam hacimdeki oranını göstermesinden kaynaklanır. Oysa partikül boyutu ve sayısı şeklinde oluşturulan grafiğe baktığınızda hiç de öyle dar bir alanda çok yoğun bir partikül dağılımı görünmez.

Burada söylemek istediğimi şu grafik net olarak ortaya koyuyor aslında: Siyah çizgi aynı öğütümde partikül boyutlarının hacimsel oranını gösterirken, Mavi olan bu öğütümdeki parçaların sayısal dağılımını gösteriyor, ve bizim gözle gördüğümüz şey aslında Mavi olan çizginin gösterdiği dağılım.

Ekli dosyayı görüntüle 30973

Dağılımı etkileyen önemli bir unsur da çekirdeğin ta kendisi tabii ki; daha yumuşak ve nemli bir çekirdek ile daha sert, kuru bir çekirdeğin partikül dağılımı çok farklı oluyor. RDT yapmak mesela sadece statiklenmeyi engellemiyor, aynı zamanda çekirdeği nemlendirdiği için daha az toz oluşuyor ve partikül dağılımı da etkileniyor; dolayısıyla öğütücü ayarınızı da ona göre değiştirmeniz gerekiyor. RDT yapmadan da statiği engelleyebilen öğütücüler daha kontrollü ve özellikle Espresso’da bence daha iyi tatsal profile sahip çıktılar veriyor.

Espresso aralığında bunu gözle ayırt edemeyiz ama filtre aralığında baktığımız öğütümde irili ufaklı boyutlar görmemiz aslında son derece normal ve zaten istenen de bir durum. Espresso’da zaten boyut küçüldüğü için partikül dağılım aralığı da daha dar oluşur. Bu dağılımı etkileyen önemli faktörlerden biri de öğütücünün devri; bundan dolayı yeni öğütücülerin çoğu devir kontrolü içermeye başladı. Bu şekilde dağılımı yöneterek aslında farklı tat profilleri elde edilebiliyor çekirdeklerden. Devrin öğütüm sonuçlarını nasıl değiştirdiği de aşağıda.

Ekli dosyayı görüntüle 30974

Özetle, öğütümlerde homojen bir dağılım hedeflenmez; öğütücü üreticileri de bunu hedeflemiyor zaten. Oluşan partiküllerin yüzey şekli ve partiküllerin boyut dağılımının beklenen oranlarda olmasını hedeflerler.
Detaylı yazı için teşekkürler.

Dediğiniz gibi homojen öğütüm hikayenin bir kısmı ama homojenden kasıt nedir kısmında karışıklıklar var.

Partikül analizlerinde bimodal unimodal dağılımlar ve bu dağılımlara denk gelen öğütüm boyutu daha önemli.

Bu yüzden değirmenler arasında tat profili farkı oluyor. Uzun bir konu ve kaynaklar, detaylar için teşekkürler.
 

akaihebi

Yeni Kahvesever
Katılım
18 Tem 2025
Farklı platformlarda rastladığım yanlış yayılmış bir bilgi ile ilgili biraz detay vererek yanılgıyı düzeltmek gerektiğini düşünüyorum.

Ne zaman bir yerde bir öğütüm çıktısı ile ilgili fotoğraf görsem mutlaka “Aaa hiç homojen değil, öğütücü baya kötü, iyi öğütücü olsa öğütüm homojen olurdu” şeklinde yorumlar yapılıyor ve maalesef çoğu kişi de bu bilgiyi doğru ve olması gereken şeklinde kanıksamış durumda. Bu nedense Türkiye'de böyle; yurt dışı bilgi kaynakları ve forumlar vs. bu konuda daha doğru bilgiye sahip açıkçası.

Küçük sert bir çekirdeği iki kesici arasında öğütürken biraz kırarak biraz keserek ufaltıyor öğütücü; burada oluşan tüm partiküllerin aynı boyutta ya da çok dar bir boyut aralığında olmasını beklemek oldukça absürt bir durum, fiziksel olarak mümkün değil zira. Ayrıca hedeflenen de zaten bu değil; hedeflenen bu olsa çok daha farklı tasarımlarla sağlanabilirdi, hatta belki elekli sistemler falan da geliştirilirdi.

Oysa aslında hedeflenen, belli bir büyüklüğü aşmayacak şekilde, istenen parça boyutu dağılımına uyan ve ek olarak yüzey alanı yüksek bir öğütüm elde etmek.

Farklı boyutta parçacıklar olması kahvenin zengin ve derin bir tada sahip olmasını sağlayan şey aslında. Küçük parçalar gövde ve tatlılık verirken orta parçalar temel aromaları, iri parçalar ise asiditeyi dengeleyerek kompleks aromatik ve gövdeli bir fincan kahve içmemizi sağlar. Partikül boyutları bu dağılımı içermediği ve homojene yaklaştığı durumda kahvede oldukça sulu, klinik bir temizlik oluşmaya başlar ve tatsal olarak öyle çok da zevkli içilecek bir durumda olmaz. Ayrıca homojene yaklaştıkça “Sweet Spot” olarak bilinen aralıktaki kahve partiküllerini yakalamak bir o kadar zorlaşıyor ve çoğunlukla yakalanamadığı için tatsal olarak iyi bir kahve içmek de çok çok zorlaşıyor; yakalasanız bile o zengin, katmanlı, derinlikli kahve değil de söylendiği gibi klinik temizlikte zevksiz bir kahve oluveriyor.

Bu sadece teorik değil; gerçekten öğütülmüş kahveleri elekle eleyerek farklı homojen boyutlarda yaptıkları tat denemelerinde de sonucun iyi olmadığını gördüler, bu kaynaklar internette olmalı. Sanırım James Hoffman'ın da bu konuda bir içeriği vardı.

Diğer çok önemli olan unsur ise partiküllerin şekli ve yüzey alanı. Şekilleri ne kadar yuvarlatılmış yüzeylere ve hatta küre şekline yaklaşırsa o kadar az yüzey alanına sahip oluyor parçacıklar ve su daha az nüfuz edip çözebiliyor kahveyi. Ne kadar düzensiz, düz yüzeye sahip olursa o kadar iyi çözünüyor kahve.

Kullandığımız öğütücüler espresso, filtre veya cold brew gibi farklı partikül boyutlarına göre bir ya da iki ana tepe nokta olacak şekilde farklı boyut dağılımlarında öğütüm çıktısı verirler. Espresso aralığında tek tepe nokta ve hafif bir ikinci nokta varken, filtre aralığında biri diğerinden daha az ama temelde iki ana noktada yoğunlaşan bir dağılım olur. Bu dağılımları gösteren grafiklerden dolayı belki bir yanılgı oluşmakta; çünkü bu grafikler sanki kısa bir aralıkta çok yoğun gibi görünseler de bu grafiklerin çoğunun aslında o partikül boyutundaki parçaların toplam hacimdeki oranını göstermesinden kaynaklanır. Oysa partikül boyutu ve sayısı şeklinde oluşturulan grafiğe baktığınızda hiç de öyle dar bir alanda çok yoğun bir partikül dağılımı görünmez.

Burada söylemek istediğimi şu grafik net olarak ortaya koyuyor aslında: Siyah çizgi aynı öğütümde partikül boyutlarının hacimsel oranını gösterirken, Mavi olan bu öğütümdeki parçaların sayısal dağılımını gösteriyor, ve bizim gözle gördüğümüz şey aslında Mavi olan çizginin gösterdiği dağılım.

Ekli dosyayı görüntüle 30973

Dağılımı etkileyen önemli bir unsur da çekirdeğin ta kendisi tabii ki; daha yumuşak ve nemli bir çekirdek ile daha sert, kuru bir çekirdeğin partikül dağılımı çok farklı oluyor. RDT yapmak mesela sadece statiklenmeyi engellemiyor, aynı zamanda çekirdeği nemlendirdiği için daha az toz oluşuyor ve partikül dağılımı da etkileniyor; dolayısıyla öğütücü ayarınızı da ona göre değiştirmeniz gerekiyor. RDT yapmadan da statiği engelleyebilen öğütücüler daha kontrollü ve özellikle Espresso’da bence daha iyi tatsal profile sahip çıktılar veriyor.

Espresso aralığında bunu gözle ayırt edemeyiz ama filtre aralığında baktığımız öğütümde irili ufaklı boyutlar görmemiz aslında son derece normal ve zaten istenen de bir durum. Espresso’da zaten boyut küçüldüğü için partikül dağılım aralığı da daha dar oluşur. Bu dağılımı etkileyen önemli faktörlerden biri de öğütücünün devri; bundan dolayı yeni öğütücülerin çoğu devir kontrolü içermeye başladı. Bu şekilde dağılımı yöneterek aslında farklı tat profilleri elde edilebiliyor çekirdeklerden. Devrin öğütüm sonuçlarını nasıl değiştirdiği de aşağıda.

Ekli dosyayı görüntüle 30974

Özetle, öğütümlerde homojen bir dağılım hedeflenmez; öğütücü üreticileri de bunu hedeflemiyor zaten. Oluşan partiküllerin yüzey şekli ve partiküllerin boyut dağılımının beklenen oranlarda olmasını hedeflerler.
Kinu'nun POB mesela homojenlikle uzaktan yakından alakası yok ama tat profili olarak güzel
 

cakmabarista

Profesyonel Demleyici
Katılım
8 Şub 2023
Bilgi için teşekkürler. Hafızam beni yanıltmıyorsa, benzer bir konu üzerine @DragonFly hocam da bir elek testi yapmıştı. Tamemen tozlarından arındırılmış öğütümle yapılan demlemelerde fincanda iyi sonuç çıkmıyordu.
 

DragonFly

Tebrikler - Rütbeni Kendin Seç?
Katılım
4 Kas 2012
Doğrudur @DragonFly hocam yapar öyle şeyler 😊
Şöyle bir şey yapmışız,
 

teyyaredenkahve

Kahve Masası ✈️
Yönetici
Katılım
28 Nis 2017
Konum
İstanbul
Bilgi için teşekkürler. Hafızam beni yanıltmıyorsa, benzer bir konu üzerine @DragonFly hocam da bir elek testi yapmıştı. Tamemen tozlarından arındırılmış öğütümle yapılan demlemelerde fincanda iyi sonuç çıkmıyordu.
Bu konuda yıllar önce çok deneme yapıp paylaşmıştım. Hatta katmanlı demlemeler de yapmıştım.

Tozların katılmadığı demlemelerde denge kayboluyor ve kesinlikle ne yaptığını bilmeyenler için değil. Az çözünme ile sonuçlanabiliyor, gövde hissiyatı azalıyor, asidite ön plana çıkaibliyor, vs....

Daha yüksek çözünme gerekiyor ve bunun için de daha düşük partikül boyutları (ince öğütüm) ve çok daha uzun demleme süreleri gerekiyor.

Bu yüzden ZP6 gibi ya da MP SSP bıçaklı değirmenleri kullananlar bazı kahvelerden kötü sonuç alıyor.

Kahvede tek parametreyi değiştirmek ve diğerlerini aynı tutabilmek çok zor. Deneysellik açısından tekrar edilebilirliği sağlamak kolay değil.
 

Etozlu

Aktif Demleyici
Katılım
9 Kas 2020
rpm ayarlı ilk ve tek değirmenim t64ste 1200rpmlere kadar klasik espresso reçeteleri aeropressten hallice oluyor. Ard arda shotlarda da öngörülen sonuçlar alamıyorum.
Ancak 1:4 1:5 gibi oranlarda açık kavrum çekirdeklerden pour overdan hallice espresso yaparken de 1200rpmde üretilen toz miktarı diğer tatları düzleştiriyor bitter tatları erkenden bardağa salıyor.

Bence değirmen alırken hangi aralıkta verimli olduğunu bilerek almalı insanlar. Gidip niche zero ile yarışma kahvesinden v60 yapmak da, ssp mp burr ile 1:2 1:2,5 kremalı gövdeli tadım notlarında çikolata fındık karameller dolu bir espresso almaya çalışmak da ekipmanı yapamayacağı yönde zorlamak oluyor. Ziyan olan kahveye yazık :D
 

akaihebi

Yeni Kahvesever
Katılım
18 Tem 2025
Bu konuda yıllar önce çok deneme yapıp paylaşmıştım. Hatta katmanlı demlemeler de yapmıştım.

Tozların katılmadığı demlemelerde denge kayboluyor ve kesinlikle ne yaptığını bilmeyenler için değil. Az çözünme ile sonuçlanabiliyor, gövde hissiyatı azalıyor, asidite ön plana çıkaibliyor, vs....

Daha yüksek çözünme gerekiyor ve bunun için de daha düşük partikül boyutları (ince öğütüm) ve çok daha uzun demleme süreleri gerekiyor.

Bu yüzden ZP6 gibi ya da MP SSP bıçaklı değirmenleri kullananlar bazı kahvelerden kötü sonuç alıyor.

Kahvede tek parametreyi değiştirmek ve diğerlerini aynı tutabilmek çok zor. Deneysellik açısından tekrar edilebilirliği sağlamak kolay değil.
zp6 kullanırken o yüzden gövdemsilik katmak için 2 gr çok ince öğütüyorlar ve v60 demlemesi yaparken sonradan ekleyebiliyorlar. Aksi halde özellikle eğer çikolatamsı karamelimsi bir kahveyse o tadım notaları kaybolabiliyor. Bundan genelde Pirazin, aldehit ve furan adları verilen uçucu organik bileşik(VOC) sorumlu eğer isimlerini yanlış hatırlamıyorsam. Bunların ortaya çıkması için extraction'un baya yüksek olması lazım. İnce öğüttümüz zaman hem ince öğütüm daha kolay çözünüyor hem de su ile teması artıyor. Zp6'de ise tam tersi bir durum söz konusu olduğu için genelde meyvemsi yüksek asiditesi olan berrak bir fincan veriyor. Ama çok fine veren bir espresso değirmeni ile denerseniz mesela çok daha yoğun karamelimsi çikolatamsı tadım notaları alırsınız ( Burr geometrisi ve çekirdekleri nasıl öğüttüğü ile alakalı kesim aşırı detay içerdiğinden girmek istemedim )
 

Teomanak

Tebrikler - Rütbeni Kendin Seç?
Katılım
22 Haz 2022
Homojen ogutum= bom bos bir fincan

Dengeli ve karakteristik ogutum = dengeli ve bicaga gore karakteristik bir fincan

Bence onemli olan denge. Comandanteden ornek verirsek, bu kadar begenilmesinin sebebi, hem govdede dolgun tatlar vermesi (konik bicak karakteristigi) hem de asiditeyi oldurmemesi ( flat bicak karakteristigi). Cok fine olursa asidite kalmiyor. Cok homojen olunca govde ve tatlilik.
 

teyyaredenkahve

Kahve Masası ✈️
Yönetici
Katılım
28 Nis 2017
Konum
İstanbul
zp6 kullanırken o yüzden gövdemsilik katmak için 2 gr çok ince öğütüyorlar ve v60 demlemesi yaparken sonradan ekleyebiliyorlar. Aksi halde özellikle eğer çikolatamsı karamelimsi bir kahveyse o tadım notaları kaybolabiliyor. Bundan genelde Pirazin, aldehit ve furan adları verilen uçucu organik bileşik(VOC) sorumlu eğer isimlerini yanlış hatırlamıyorsam. Bunların ortaya çıkması için extraction'un baya yüksek olması lazım. İnce öğüttümüz zaman hem ince öğütüm daha kolay çözünüyor hem de su ile teması artıyor. Zp6'de ise tam tersi bir durum söz konusu olduğu için genelde meyvemsi yüksek asiditesi olan berrak bir fincan veriyor. Ama çok fine veren bir espresso değirmeni ile denerseniz mesela çok daha yoğun karamelimsi çikolatamsı tadım notaları alırsınız ( Burr geometrisi ve çekirdekleri nasıl öğüttüğü ile alakalı kesim aşırı detay içerdiğinden girmek istemedim )
Aslında önemli olan demlemeye giren toplam yüzey alanı ve yüzey alanını oluşturan parçaların büyüklük dağılımı.

Tabii bunlar kontrol edilemeyen değişkenler. Yüzey alanı düşükse sıcak su, ajitasyon gibi değişkenler işin içine sokulabiliyor :D Tam tersi ise yapacak fazla şey yok. Müdahale etmeden sakin demlemek gerekiyor.
 

teyyaredenkahve

Kahve Masası ✈️
Yönetici
Katılım
28 Nis 2017
Konum
İstanbul
Homojen ogutum= bom bos bir fincan

Dengeli ve karakteristik ogutum = dengeli ve bicaga gore karakteristik bir fincan

Bence onemli olan denge. Comandanteden ornek verirsek, bu kadar begenilmesinin sebebi, hem govdede dolgun tatlar vermesi (konik bicak karakteristigi) hem de asiditeyi oldurmemesi ( flat bicak karakteristigi). Cok fine olursa asidite kalmiyor. Cok homojen olunca govde ve tatlilik.
Önemli olan denge ve damak tadı.

Mesela Comandante nitelikli kahveye yeni başlayan ya da asidite sevmeyen birini kahveden soğutabilir :D

Bu yüzden bilmeyen ya da yeni başlayan kişiler genelde Hario gibi seramik değirmenler ile başlıyor. Değirmen kullanmadan önceki alışık oldukları gövdeli ve hafif bitter tatlı kahveye ulaşabiliyorlar. Nitelikli kahveye geçtiklerinde farkı anlayıp, değirmeni yükseltiyorlar.
 
Üst